Tuesday, June 20, 2017

She passed away

Geçmişte edilmiş bazı satırlarda dönüp bakınca bulduğun başka anlamlar kimi zaman bir iç ferahlaması sağladığı ve "şimdi anladım" dedirttiği kadar, beraberinde bir üzüntü de peydah eder insanın içinde. Anlamı olması gerektiği zamanda bulamamak ya birşeyleri kaçırmak demek ya da aptallık.





Tuesday, June 6, 2017

.

Birinin sevincidir, başkasının hüznü; bir yokoluştur bir başka varoluş. Bir mutluluktur bir başka hüznün sonucu. Aynı yöne bakarken birileri ağlar birileri güler.

Gizli hesap dillendirilse gizli mi kalır. Nasıl anlarız her şeyi alabildiğine tersine; nasıl inanırız biz aslında hiç inanılmaması gerekene. Bıçak gibi kesmesi için bir acının böğrümüze kadar gelmesine seyirci kalırken. Herşeyden geçip, körleşip, sağırlaşıp nasıl koşarız biteviye. Bize bunu yaptıran aşk, bize neden getirmez başka güzellikler. Kestikçe kanattıkça yarıp yerinden çıkardıkça kalbi, avucunda can çekiştiğini gördükçe; ve daha paspas ve daha yerlere saçılarak ve gururu ayaklar altına alarak; nasıl biz biz oluruz tüm bu zaptedilmişlikle.

Nasıl tutkunuz, nasıl teslim. Nasıl şaşkınız her defasında nasıl şapşal. Hep mi aynı son gelir, hep mi başka şimdi derken yine o gelir. Gelir, keser ve çıkarır kalbimizi ta orta yerinden. Bir kez kesilmesiyle birkaçı arasında fark mı? Yok, yok, yok.

Bildim bileli sana tutkun. Olandan, bitenden, olamayan ve eremeyenden bağımsız; ben, iliklerime kadar sana tutkun.


Ben sana kanıyor muyum, aldanıyor muyum
Sen beni kandırıyor musun?
Ben mübalağa mı ediyorum?
Sen inanmadıklarını mı söylüyorsun?

Yazdıklarım artık bana kalsın. Sonsuza kadar.
Artık başka olayım. Çıksın içmdeki bıçak.
Ben sadece ben olayım.

Üzülüyorum, ama ağlayamıyorum.
Çok üzülüyorum, ama ağlayamıyorum.
Ölü gibiyim ama toprağa giremiyorum.
Ruhum eriyor, tutamıyorum.

Friday, April 28, 2017

Again and again.




Yine buluşuruz, yeni yeniden herşeyi unutup. Yine belki baştan başlarız, sil baştan yaparız. Bir şeyler yaparız. Yeniden belki kendimizi kaybedip, sulara karışıp, günü bilemeyip, sonu göremeyip, geçmişi silip belki yeniden buluşuruz. Geceler geçer, hikayeler geçer, olaylar geçer, günler de geçer belki yeniden buluşuruz. Kimbilir belki hiç başlamamış gibi, hiç kor ateşlerde yanmamış gibi buluşuruz. Sanki daha önce hiç buluşmamış gibi buluşuruz.


 

Monday, March 6, 2017

Skingasm.

Bir melodi kıvrımında, bir şarkının nakaratında, bir kreşendoda.. Kendimi her kaybettiğimde sadece buralarda buldum. Ne iyi, ne iyi.


Genocide of the starving nations

Multinational corporations / Genocide of the starving nations



Herhangi bir şeyin yoksunluğu giderildiği andan itibaren çığırından çıkan insan tanık olunabilecek en çiğ hallerden biri. Açık büfeler önünde sanki hiç hayatında kahvaltı etmemiş gibi tabak tepeleyenler, davetlerde küfelik olana kadar takdim edilen içkileri yuvarlayanlar, bir otel odasını tüm nitelikleri ile kullanma çabası, sosyal ortamını değiştirenin yeni ortamına dair bitmek bilmeyen havadis verme telaşı, sayısız fotoğraflar, sayısız bitmeyen foto-altları, tekrar eden "ağzımızdan taşıyor yemekler" gibi sevgi sözleri, sanki hiç arkadaşı olmamış o ana kadar bir mağarada yaşıyormuş gibi dostluğa ekstra mana biçenler, titri değiştikçe insan ezenler, kan kusturanlar, her haliyle taciz edenler, taciz ettiğinin farkında olamayacak haldeler. Bazen iinsanın size bakarken keşke yoksunluktan ölseydiniz diyesi geliyor. Bu halinizle, insan değilsiniz.

Wednesday, March 1, 2017

Switch Off




Birine bir şey söylemekten zaman içinde yoruluyorsun. İstiyorsun ki geçen zaman bazı şeyleri kolaylaştırsın. Anlaşılsın. Kelimeler etmeden. Kendini hırpalamadan. Tahminen karşındaki insanlar da bu yaklaşımda olduklarından, senden bir şeyler bekliyorlar. Söylemeden, anlatmadan. Hayatta sorun kabilinden şeylerin ne kadarının gerçekten sorun olduğu, çözüm bekleyen sıkıntıların ne kadarının çözülemez olduğu, neye yetip neye yetmeyeceğin, hep kafanda akan bir film gibi. Sonunu ortasını, bazı sekanslarını görmek istediğin bir film gibi. Kafam berrakken, ruhum çözelti gibi. Sürekli bir çay kaşığı kafamda çalkalanıyor.

Friday, December 30, 2016

739

Last known good configuration.











True Belief

I don't know about a true belief here
With the 'lost' it's the same as always
All I want is the same, a true belief





Zamanda bir yerleri hatırlamak isteyince. Güzel zamanlar. İnandığım gerçek güzel zamanlar.

Tuesday, December 13, 2016

"Kendine dikkat et lütfen"





Türlü başka şeylerle angaje ve bu angajmanda bir up bir down iken gelen "Kendine iyi bak" mesajı, tam olarak nasıl bir kendine iyi bakabilmeyi anlatıyor, bunu bilemiyorum. Ta ki Cumartesi akşamına kadar. Beşiktaş'ta oynanacak maça şehir dışından gelecek bir konuk takım taraftarı arkadaşa "Maça geldin mi" diye mesaj atmıştım. Geldiyse bir görüşelim ve selamlaşalım diye istekle doluydum. Mesajıma cevabı çok geç döndü. Maç başlamasına az bir süre kalmıştı. Biraz bu zamanlama, biraz gidip video da çekerim diye alacağım çantanın nedense o anda ağır gelmesi ve taşımaya üşenmekten çıkamadım evden. Maç başlar gibi "Mesajını şimdi gördüm" dedi arkadaş. Oraya gidememiştim. Gitseydim motoru parkedip kamera ile duracağım yer her zaman gittiğimde durduğum o cep olacaktı. Önünde 2 metre çukur açılan cep. Maç, sonrası ve o gece olanlar. Tam bir gün önce o mesajdaki gibi: "Kendine iyi bak". Kendime galiba iyi bakmıştım, bilmeyerek. Sıramı savmış, ekranda vahşeti ve acı içindeki görüntüleri izliyordum. Yaşamak ya da yaşamamak, ölmek bir anda ansızın, ortada hiçbir şey yokken. Şimdi o ölüp gidenlerden farkım, Harun'un mesajı geç görmesi mi, benim çantayı taşımaya üşenmem mi, bilemiyorum. Bir zamandır bu ülkede hiçbir şeyi bilmek istemediğim gibi. Başınız sağolsun, geride gözyaşları içinde ufak çocuklar kaldı. Sizin de orada olmak ya da olmamak gibi bir seçiminiz yoktu. Öldünüz, öleceğimiz bir sonraki patlama için tekrar sıraya girerken biz.

Friday, November 11, 2016

1938

"Çocukluğumdan beri bir tabiatım vardır, oturduğum evde ne ana, ne kızkardeş, ne ahbapla bulunmaktan hoşlanmam. Ben, yalnız ve bağımsız olmayı, çocukluktan kurtulduğum günlerden başlayarak daima tercih etmiş ve sürekli olarak öyle yaşamışımdır. Tuhaf bir halim daha var: Ne ana -babam çok erken ölmüş-, ne kardeş, ne de en yakın akrabamın, kendi tutum ve düşüncelerine göre, bana şu veya bu tavsiye ve nasihatta bulunmasına tahammülüm yoktu"